Loading

İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB), sanayinin dönüşümüne katkı sağlayacak ve kurumsal yapıları güçlendirecek vizyoner çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. İAOSB ile BQR Belgelendirme ve Eğitim Hizmetleri iş birliğinde 30 Haziran 2026 tarihinde İAOSB Bölge Müdürlüğünde düzenlenen "Yeni Nesil Yönetim Sistemi Yaklaşımı ve Sürdürülebilirlik Semineri", farklı sektörlerden sanayicileri ortak bir platformda buluşturdu.

Yoğun bir katılımla ücretsiz ve katılım sertifikalı olarak gerçekleştirilen seminerde; günümüz üretim anlayışının temel dinamikleri detaylıca değerlendirildi. Sürdürülebilir büyümenin yalnızca teknoloji yatırımlarıyla değil; güçlü süreç yönetimi, kurumsal kültür ve doğru veri yönetimiyle mümkün olduğu vurgulandı.

Kalite yönetim sistemlerinden dijital dönüşüme, ERP ve MRP uygulamalarından yapay zekâya uzanan geniş bir perspektifin sunulduğu oturumlarda; yönetim sistemlerinin işletmelerdeki stratejik rolü ve yapay zekânın üretim süreçlerindeki kullanım alanları detaylıca ele alındı. Teorik anlatımların ötesinde, gerçek uygulama örnekleri ve sektör deneyimleri üzerinden aktarılan güncel yaklaşımlar katılımcılardan büyük ilgi gördü.

Yönetim sistemleri, dijital dönüşüm ve yapay zekâ aynı zincirin halkaları
Seminerin açılışında konuşan moderatör Yağmur Şimşek, kalite yönetim sistemleri, dijital dönüşüm ve yapay zekânın günümüz işletmelerinde birbirini tamamlayan unsurlar hâline geldiğini belirterek, etkinliğin bu üç başlığı bütüncül bir bakış açısıyla ele almak amacıyla düzenlendiğini ifade etti.

Şimşek, konuşmasında şu değerlendirmede bulundu:
"Bugün üç başlığı birlikte ele alacağız; yönetim sistemi standartları ve belgelendirme, dijital dönüşüm ile ERP-MRP uygulamaları ve bunların üzerine inşa edilen yapay zekâ uygulamaları. Çünkü artık biliyoruz ki güçlü bir işletmenin temeli; tanımlanmış süreçler, ölçülebilir performans ve uluslararası kabul gören yönetim sistemleri standartlarına dayanıyor."

Kalite yönetim sistemleri, ERP altyapıları ve yapay zekânın birbirinden bağımsız değil; aynı yönetim anlayışının tamamlayıcı unsurları olduğuna dikkat çeken Şimşek, sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel uygulamalardan ibaret olmadığını da vurguladı.

"Sürdürülebilirlik dediğimizde çoğu zaman aklımıza çevresel performans geliyor. Oysa sürdürülebilirlik; işletmelerde yaşayan bir kalite yönetim sistemini, dijital olarak izlenebilen süreçleri ve doğru veriyle beslenen karar mekanizmalarını da kapsıyor."

Yönetim sistemleri belge değil, işletmenin kültürü olmalı
Seminerin ilk bölümünde konuşan Belgelendirme ve Yönetim Sistemleri Uzmanı Sinem Bağlıoğlu, yönetim sistemlerinin yalnızca denetimlerden geçmek veya belge sahibi olmak amacıyla uygulanmasının işletmelere beklenen katkıyı sağlamadığını ifade etti.
"ISO standartları belge almak için değil; kurumsallaşmayı, verimliliği artırmayı, riskleri azaltmayı ve rekabet gücünü sürdürülebilir kılmayı sağlayan sistemlerdir." diyen Bağlıoğlu, yönetim sistemlerinin işletmelerde yaşayan bir kültüre dönüşmesi gerektiğinin altını çizdi.

Sunumunda özellikle kalite süreçlerinin yalnızca kalite departmanının sorumluluğunda görülmesinin önemli verim kayıplarına neden olduğunu belirten Bağlıoğlu; yeniden işleme maliyetleri, fire oranları, kurumsal hafıza kaybı, müşteri şikâyetleri ve tekrarlayan hataların büyük ölçüde süreç yönetimindeki eksikliklerden kaynaklandığını örneklerle anlattı.

Bağlıoğlu, etkin yönetim sistemlerinin işletmelere sağladığı katma değeri şu sözlerle özetledi:
"Yönetim sistemi rafta bekleyen bir sertifika değil; her gün çalışanların elinde, süreçlerde kararları yönlendiren yaşayan bir kültürdür."

Sürekli gelişimin anahtarı: PUKÖ Döngüsü
Seminerde üzerinde durulan önemli başlıklardan biri de yönetim sistemlerinin temelini oluşturan PUKÖ Döngüsü (Planla-Uygula-Kontrol Et-Önlem Al) oldu.

Bağlıoğlu, uluslararası yönetim sistemi standartlarının tamamında yer alan bu yaklaşımın yalnızca iş hayatında değil, günlük yaşamda da farkında olmadan uygulandığını belirterek, sürekli gelişimin ancak sistematik bir yaklaşımla mümkün olacağını ifade etti.

PUKÖ döngüsünün ilk aşaması olan Planla bölümünde hedefler belirleniyor ve mevcut durum analiz ediliyor. Uygula aşamasında belirlenen faaliyetler hayata geçiriliyor. Kontrol Et adımında elde edilen sonuçlar ölçülerek hedeflerle karşılaştırılıyor. Son aşama olan Önlem Al bölümünde ise sonuçlar değerlendirilerek iyileştirme faaliyetleri planlanıyor ve süreç yeniden başlıyor.

Bu döngü sayesinde işletmeler yalnızca ortaya çıkan sorunlara müdahale eden değil, sorun oluşmadan önce riskleri öngörebilen ve sürekli iyileştirmeyi kurum kültürünün bir parçası hâline getiren bir yönetim anlayışı kazanıyor.

Dijital dönüşümün temeli sağlıklı veri
Seminerin ikinci bölümünde söz alan Dijital Dönüşüm Uzmanı Koray Çetintaş ise dijital dönüşüm süreçlerinde en çok karşılaşılan yanlış algılardan birine dikkat çekti.

"ERP bir yazılım değildir; bir iş kültürü, süreç yönetimi anlayışı ve kurumsal hafızadır." diyen Çetintaş, dijital dönüşümün teknoloji satın almakla değil, süreçlerin doğru tanımlanmasıyla başladığını ifade etti.

İşletmelerde farklı departmanlarda oluşan verilerin tek merkezde toplanmasının karar alma süreçlerini hızlandırdığını belirten Çetintaş; ERP sistemlerinin üretimden kaliteye, satın almadan finansa kadar tüm süreçleri ortak bir veri altyapısında buluşturduğunu anlattı.

Kurumsal hafızanın oluşturulmasının özellikle denetim süreçleri açısından kritik önem taşıdığına değinen Çetintaş, işletmelerin ancak izlenebilir ve doğrulanabilir süreçler oluşturarak sürdürülebilir büyümeyi sağlayabileceklerini vurguladı.

Yapay zekâ doğru veriyle değer üretiyor
Seminerde yapay zekâ uygulamalarının sanayideki kullanım alanları da ayrıntılı biçimde ele alındı.

Çetintaş, yapay zekânın tek başına çözüm olmadığını, başarılı sonuçlar elde edebilmesi için doğru veriyle beslenmesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Sağlıklı veri ve güçlü bir kurumsal hafızanız varsa yapay zekâ artık yalnızca bilgi veren bir sistem değil; yöneticilere doğru zamanda doğru kararları aldıran güçlü bir yönetim aracına dönüşüyor."

Üretim planlaması, bakım süreçleri, kalite kontrol, stok yönetimi, karbon emisyonlarının izlenmesi ve sürdürülebilirlik raporlaması gibi birçok alanda yapay zekâ destekli uygulamaların işletmelere hız, verimlilik ve rekabet avantajı sağladığı örneklerle paylaşıldı.
Çetintaş ayrıca, dijital dönüşüm yatırımlarının yalnızca yazılım edinmekten ibaret olmadığını; süreçlerin analiz edilmesi, kurumsal hafızanın oluşturulması ve tüm çalışanların bu dönüşüme katılım sağlamasının başarı için kritik önem taşıdığını vurguladı.

Katılımcılar deneyimlerini paylaştı
Seminer, katılımcıların sorularıyla interaktif bir şekilde devam etti. Yapay zekâ ajanlarının geliştirilmesi, ERP sistemlerinin farklı sektörlerde uygulanması ve yönetim sistemlerinin kurum kültürüne dönüştürülmesi gibi konular üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapıldı.
Katılımcılara ayrıca etkinlik sonrasında kendi işletmelerinin kalite yönetimi, dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve yapay zekâ kullanım düzeylerini değerlendirebilecekleri bir öz değerlendirme çalışması da sunuldu. Böylece firmaların mevcut durumlarını analiz ederek gelişim alanlarını belirlemelerine katkı sağlanması hedeflendi.

Kapanışta konuşan Yağmur Şimşek ise yönetim sistemleri, sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve yapay zekânın birbirinden bağımsız değil, birbirini tamamlayan unsurlar olduğunu vurgulayarak, gerçekleştirilen öz değerlendirme çalışmasının firmaların gelişim yolculuğuna ışık tutacağını ifade etti.

İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi, sanayicilerin değişen üretim modellerine uyum sağlamalarını desteklemek amacıyla düzenlediği eğitim ve seminerlerle bilgi paylaşımını güçlendirmeyi, sürdürülebilir üretim anlayışını yaygınlaştırmayı ve işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerine katkı sunmayı sürdürüyor.

Kapak
1
2
3