Loading

İzmir Kalkınma Ajansı Teknik Destek Programı kapsamında ve Dokuz Eylül Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen İAOSB Deprem Açısından Afet Risk Yönetim Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi ile İAOSB’nin deprem riskleri çok yönlü olarak değerlendirildi. Hazırlanan raporla, Bölgenin afetlere karşı dirençliliğini güçlendirmeye yönelik kısa, orta ve uzun vadeli strateji ve eylem önerileri ortaya konuldu.

Depremler; yapıların yanı sıra üretimi, istihdamı, ulaşımı, teknik altyapıyı ve tedarik zincirlerini aynı anda etkileyebilen çok boyutlu afetlerdir. Sanayi bölgelerinde meydana gelebilecek bir kesinti, yalnızca işletmeleri değil, kent ve ülke ekonomisini de zincirleme biçimde etkileyebilir. Bu nedenle organize sanayi bölgelerinin afetlere karşı hazırlığı, çalışanların güvenliği kadar üretimin sürdürülebilirliği açısından da büyük önem taşıyor.

30 Ekim 2020’de meydana gelen Ege Denizi Depremi, İzmir’in deprem tehlikesini ve afet öncesi hazırlık çalışmalarının gerekliliğini bir kez daha ortaya koydu. 6 Şubat 2023’te 11 ili etkileyen depremler ise sanayi tesislerinde oluşabilecek hasarların üretim, istihdam, dış ticaret ve tedarik zincirleri üzerindeki etkilerini gösterdi.

Yaşanan felaketlerden hareketle, İzmir Kalkınma Ajansının 2023 Yılı Teknik Destek Programı kapsamında desteklenen “İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nin Deprem Açısından Afet Risk Yönetim Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi” hayata geçirildi. İAOSB’nin yararlanıcısı olduğu proje, Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir Planlama Bölümü ve Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü akademisyenlerinden oluşan proje ekibi tarafından yürütüldü.

Bölge çok yönlü olarak incelendi
Proje ile olası bir depremin İAOSB üzerindeki etkilerinin en aza indirilmesi, Bölgeye özgü risk ve kırılganlıkların belirlenmesi ve afet öncesinden afet sonrasına kadar uzanan bütüncül bir yönetim yaklaşımının geliştirilmesi amaçlandı.

Çalışma yalnızca mevcut durumun tespit edilmesiyle sınırlı tutulmadı. Belirlenen risklerin azaltılmasına yönelik önceliklerin, uygulanabilecek eylemlerin ve sürece katkı sağlayacak paydaşların tanımlanması da hedeflendi.

Proje kapsamında saha çalışmaları ve gözlemler gerçekleştirildi; İAOSB Müdürlüğü birimleriyle görüşmeler, sektör temsilcileriyle odak grup toplantıları ve firma anketleri yapıldı. Firmaların afet risklerine ilişkin farkındalıklarını ve hazırlık durumlarını değerlendirmeye yönelik anket, 16 Eylül–16 Ekim 2024 tarihleri arasında uygulandı.

İAOSB’nin arşiv, ruhsat ve altyapı verilerinin de çalışmaya dâhil edilmesiyle elde edilen bilgiler coğrafi bilgi sistemleri aracılığıyla mekânsal analizlere dönüştürüldü. Böylece riskler sektörel faaliyetler, ulaşım bağlantıları, teknik altyapı, çevresel ilişkiler ve afetlere hazırlık kapasitesiyle birlikte değerlendirildi.

Raporda risk ve kırılganlıklar; sektörel riskler, alansal ve çevresel riskler, ulaşım ve teknik altyapı kapasitesi, yapısal ve yapısal olmayan riskler ile dayanıklılık ve hazırlık kapasitesi olmak üzere beş temel başlık altında ele alındı.

Raporun en önemli çıktılarından biri, tespit edilen riskleri uygulamaya dönük önerilerle ilişkilendiren eylem planı oldu. Afet öncesi hazırlıklar kısa, orta ve uzun vadeli olmak üzere 1, 2 ve 5 yıllık dönemler üzerinden yapılandırıldı.

Hazırlanan rapor, yalnızca mevcut riskleri ortaya koyan bir araştırma değil, Bölgenin afetlere karşı dirençliliğini artıracak uygulamalar için yol haritası niteliği taşıyor. Raporda belirlenen önceliklerin ilgili kurumlar, işletmeler ve paydaşlarla birlikte değerlendirilmesi, gerekli teknik incelemelerin yapılması ve eylemlerin aşamalı biçimde hayata geçirilmesi hedefleniyor.

İAOSB’nin afetlere hazırlık çalışmaları deprem riskiyle de sınırlı kalmıyor. Aşırı yağışlara karşı drenaj altyapısının geliştirilmesine yönelik çalışmalar Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi iş birliğiyle yürütülürken olası bir afet sonrasında Bölge hizmetlerinin en kısa sürede yeniden devreye alınmasını amaçlayan İş Sürekliliği Planı kapsamında da kurumsal hazırlıklar sürdürülüyor.
Deprem risklerinin belirlenmesiyle başlayan sürecin, üretimin sürdürülebilirliğini ve Bölgenin güvenliğini güçlendirecek uygulamalarla devam etmesi amaçlanıyor.

Detaylı bilgi ve rapora ulaşmak için tıklayınız..

KAPAK