İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi
Adres: M. Kemal Atatürk Bulvarı No : 42 35620 Çiğli / İZMİR

Telefon::(232) 376 71 76
Faks::(232) 376 71 00

Harita

Başkanın Kaleminden

 
Bilinmezliklerle yaşamak kolay değil
 
 
 
Değerli sanayici dostlarım;
 
Günün en güzel özetini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yaptığı kısa açıklamada yaptı. Ne dedi TCMB: “Bankamızın dalgalı kur rejimi altında kur seviyesine ilişkin bir taahhüdü yoktur. Kurlar serbest piyasa dinamikleri tarafından arz ve talep koşullarına göre belirlenmektedir. TCMB sadece, belli koşullarda aşırı oynaklığa müdahale edebilmektedir. Döviz piyasalarında gerçekçi olmayan, iktisadi temellere dayanmayan sağlıksız fiyat oluşumlarına inanarak kendinizi riske atmayın.”
 
Yani, TCMB’nin oluşan döviz değişimlerinde direk bir sorumluluk taşımadığını belirtirken, bu dönemde döviz ile ilgili kazanca dayalı işlem yapanlara da “bakın kaybedebilirsiniz” mesajı vererek esen rüzgarı kesmeye çalıştığını görüyoruz.
 
Neredeyse toplumun her kesimini içine çeken kur tartışmalarında pek çok farklı yaklaşımlar görmekteyiz. Bir anlamda Türkiye “kur ve faiz tartışmasına takıldı kaldı” diyebiliriz. Hükümet yetkilileri, faizleri düşürerek kuru yükseltmeye ve bu yolla ihracatı artırarak, ithalatı da düşürerek cari açığı kapatmaya yönelik bir politika uyguladıklarını belirtirken, ithalat rakamları ne yazık ki, bu öngörüyü zayıflatıyor. İthalata bağımlılığın maliyetinin artmasının, yerli üretimi ateşleyeceği düşünülüyor. Bunun için de gereken yatırım ortamının düşük faiz ile sağlanacağı kanaati var.
 
Diğer yandan piyasalar da, özellikle finans kesiminde bu politika değişiminin kurdaki serbest yükselişi ateşleyerek finansal dengeleri bozduğunu, dış borçların iç ekonomideki çarkları ağırlaştıracağını, ithalattan yerli üretime dönüşün çok kısa vadede gerçekleşemeyeceğini ve bu geçiş döneminde girdi maliyetlerinde yaşanan yükselişlerin enflasyonu da yukarı çekeceğini söylemektedir.
 
Aslında bugün yaşanan durumda Türkiye’deki ekonomik ve finansal görünümün ne olacağı, nereye varacağı bilinemediği için bizleri en çok tedirgin ve tehdit eden bilinmezlik ile yine yüz yüzeyiz. Kurdaki yükseliş ve dakikalara düşen değişim süreleri ekonomide ciddi bir güven erozyonu yaratmaktadır. Güvendeki azalma tüketimi yavaşlattığı gibi beraberinde üretme hevesini de kırmaktadır. İthalata dayalı alanlarda maliyet artışlarında fiyatlar artarsa tüketici, fiyatlar aynen korunursa üretici zararın kapısındadır.
 
Tüm bu manzara karşısında önümüze gelen tek çıkış yolu, her zaman savunduğumuz; üretimimizin kendi kaynaklarımız, kendi know-how’ımız, kendi makine ve teçhizatımız ile artmasının sağlanmasıdır. Bu yol uzun bir yoldur. Bu yola çıkıldığında Ar-Ge, inovasyon, yaratıcılık, finansman, uygun insan kaynağı ve eğitim, hukuk, uygun yatırım alanları, lojistik yapılanmalar, vergi mevzuatında yapılması gereken değişikliklere kadar pek çok engelin aşılması gereklidir. Türkiye’nin gerek iç politikadaki dengeleri gerekse uluslararası ilişkilerinde yaşadığı dalgalanmaların durulmasının sağlanması ilk adım olmalıdır. Bunun için de her alanda, o alanda bulunan vatandaş, STK, kurum ve kuruluşlar ile ortak bir zeminde buluşulması, kararların olabildiğince anonim çıkmasının sağlanması çok önemlidir. Türkiye’nin yapması gereken hamleler bellidir. Beklentimiz, tüm ülke olarak bu hamleleri yapacak şekilde organize olabilmemizdir.
 
COP 26 Glasgow İklim Zirvesi
 
Türkiye’yi ekonomi penceresinden izlerken, değişen iklim koşullarının artık herkesi korkutmaya başladığı bir dönemin içinde olduğumuzu da unutmamalıyız. ‘Hiçbir şey için geç değildir’ anlayışı içinde dünya, özellikle iklim farkındalığı hususunda çalışmalarını ve aktivitelerini artırmaktadır. Yakın zamanda gerçekleştirilen “Glasgow İklim Zirvesi” de bu adımlardan biridir. Dünyayı kendi doğal dengelerine getirmek, en azından daha fazla bozulmasını önlemek için hızlı hareket edilmesi gerektiği, hareketlerin bilimle beraber planlanması zorunluluğu, tüm dünyanın belirlenen hedefler için uyumlu çalışması ve bu uyumlu çalışmanın finansman kaynakları ile desteklenmesi gerektiği, ortak mücadele için teknoloji aktarımı ve kapasite geliştirme çalışmalarının öne çıkması ve uygulama iş birliğinin sağlanması gibi konular dünyanın masasındaki acil ibareli dosyalardır.
 
Dünya ve doğal olarak Türkiye, pandemi ile başlayan, iklim krizinin belirgin bir biçimde ortaya çıkması ile güçlenen, en az 30 yıl öncesinden gelen finansal yapılanmanın eksiklerinin iyice bariz hale geldiği bir tünelin içindedir. Şu da gayet açık görünmektedir ki, küreselleşen dünyada kimse kimseye bu tünelden çıkmak için ışık tutmayacaktır. Türkiye kendi ateşini kendi yakacak, kendi ışığı ile tünelin çıkışını bulabilecek bir ülkedir.

İAOSB Yerleşim PlanıİAOSB MedyaİAOSB Haber DergisiİAOSB Tanıtım FilmiİAOSB Dosya İndir